Atlas’ın Adımları: Kimin Hızı Daha Doğru?
Akademinin o bitmek bilmeyen "yetişme" telaşı, dipnotların labirenti ve "Acaba uzman olabilecek miyim?" kaygısıyla yatakta sıçrayarak uyandığım sabahlar... Zihnim “şu paragrafı nasıl daha iyi yazabilirim” telaşında, bedenim ise high level kortizolla savaşta. Ama kapının eşiğinde beni bambaşka bir ritim bekliyor: Atlas.
Bir Sabır Öğretmeni Olarak Atlas
Dışarı çıktığımız an benim için "yol katetmek" olan şey, onun için "dünyayı keşfetmek". Ben bir an önce o yürüyüş bitsin de masaya döneyim diye çekiştirirken, o en ufak bir ot parçasının başında beş dakika durabiliyor. Atlas’la yürüyüşler bana sabrı öğretiyor. Onun o pürdikkat bir çiçeği koklamasını izlerken hareket etmenin farklı boyutlarını idrak ediyorum. Yürüyüşün sonu bir yere varmak zorunda değil. Yürüdüğümüz rota benim için bir anlam ifade etmese de olur. Atlas’ın koku duyusu için bir anlam ifade etmesi önemli olan =) O kayışı çekiştirmeye gerek yok diyor bana Atlas, hayat bir yere kaçmıyor. Hayat tam burada. Bazı günler Güllü de peşimizden koşturup geliyor. Hayatta olmasını istediğim her şey neredeyse bir arada gibi hissediyorum. Annem işte, Pera evde, babam da güzel olduğunu umduğum bir gerçeklikte =)
Herkesle Aynı Hızda Koşmamak
Çoğu zaman hayatı bir yarış pisti sanıyoruz. Ben öyle gibi yaşıyorum şu sıralar en azından… Hele o doktora süreci... Sanki herkes bir yerlere benden daha hızlı varıyormuş gibi bir his. Ama Atlas'ın tasmasını tutarken kendi ritmimi bularak ona uygun yürümenin önemini hatırlıyorum. O kendi merakının peşinden giderken, ben de kendi yolumun ritmini bulmaya çalışıyorum. Yolumu başkalarının hızına göre ayarlamıyorum artık; çünkü her duraklama aslında zihnimin nefes aldığı bir boşluk. Arada dinlenmeye ihtiyaç duyuyor canım zihnim. Çok yükleniyorum ona.
Patilerin Bilgeliği
Zihnimizdeki o karmaşa, ancak yavaşladığımızda duruluyor. Kendimle temas ettiğimde hız zaten düşüyor. Atlas bana sadece sabrı değil, aynı zamanda küçük ilerlemelerin de bir ilerleme olduğunu her adımda hatırlatıyor. Belki bugün tezde devasa bir yol katetmedim ama Atlas’la o yolu hakkıyla yürüdüm. Ve kabul etmeliyim ki; üretken olmadığım günler de hayatın bir parçası.
Günün sonunda, elinde bir diploma tutmak kadar kıymetli bir şey var: O tasmayı tutan elin, hayatın o naif akışıyla kurduğu bağ.
Yorumlar
Yorum Gönder