Evin İçinde Yavaş Büyümek
Babamdan Kalan Evde Yeni Bir Hayat
Bazen büyümek, hayata yeni bir şey eklemekle değil, zaten içinde bulunduğun yerle yeniden ilişki kurmakla başlıyor.
Benim için bu yer: babamdan kalan ev.
Uzun zamandır
burada yaşıyorum. Ama yaşamakla yerleşmek arasında sessiz bir fark varmış.
Yerleşmek; eşyalarla, odalarla, duvarların taşıdığı zamanla yeniden tanışmak
demekmiş.
Kendi ritmini, kendi varlığını buraya çekinmeden yerleştirmek demekmiş.
Bu evin içinde büyümek, aceleye gelmeyen bir süreç oldu.
Ev, yasla birlikte yaşayan bir mekân
Babamın yokluğu uzun süre bu evin içinde görünmez bir ağırlık gibi durdu.
Onu ortadan
kaldırmak mümkün değildi.
Ben de artık kaldırmaya çalışmıyorum.
Onun yokluğu burada, ama benim varlığım da burada.
Bazen bir
duvara bakıyorum ve onun zamanından kalan bir izi görüyorum.
Sonra aynı duvara elim değiyor.
Aynı yüzeyde, iki ayrı zaman buluşuyor.
Bu ev artık
sadece hatırlatan bir yer değil.
Aynı zamanda benim dokunduğum, değiştirdiğim, sürdürdüğüm bir yer.
Ellerimle kurduğum şeyler
Bu evde yaşamak, sadece içinde bulunmak değilmiş.
Bazen bir
duvarı temizledim.
Bazen bir eşyayı onardım.
Bazen küçük bir şeyi yerine yerleştirdim ve uzun süre ona baktım.
Ellerimle bir şeyleri düzeltmenin, bir yüzeyi temizlemenin, bir köşeyi yeniden kurmanın garip bir huzuru var.
Bu, geçmişi
silmek değil.
Bu, burada hâlâ yaşayan biri olduğumu hissetmek.
Bu evle
ilgilenmek bana iyi geliyor.
Onu dinlemek, onunla birlikte değişmek.
Bir zamanlar bu evin içinde parmak uçlarımda yürürdüm. Şimdi ayak tabanlarımın zemine değdiğini hissederek yaşıyorum.
Yavaş büyümek: Kendine alan açmak
Yavaş büyümek büyük kararlarla olmadı.
Bazen sadece
bir köşeye bir çiçek koydum.
Bazen Atlas’la mutfak zeminine oturduk ve hiçbir şey yapmadık.
Bazen sadece nefes aldım ve burada olduğumu hissettim.
Yavaş büyümek,
kendine bir anda yeni bir hayat kurmak değilmiş.
Kendine, kıyı kıyı alan açmakmış.
Zamanla fark
ettim:
Bu ev artık sadece içinde bulunduğum bir yer değil.
Benimle birlikte yaşayan bir yer.
Aynı ev, başka bir hayat
Bazen evin içinde yürürken babamın adımlarını hatırlıyorum.
Ama benim
adımlarım başka.
Ve bu fark, bir kopuş değil.
Bu bir devam.
Onun bıraktığı
yerden birebir sürdürmüyorum.
Ben burada kendi hayatımı kuruyorum.
Kendi
ritmimle.
Kendi sesimle.
Kendi varlığımla.
Onun bıraktığı
şey, sadece bir mekân değil.
Aynı zamanda burada yaşamaya devam edebilme imkânı.
Sonunda öğrendiğim şey
Bu ev bana şunu öğretti:
Bazen hayatta
ileri gitmek, başka bir yere gitmek değildir.
Bazen ileri gitmek, bulunduğun yere gerçekten ayak basmaktır.
Bir yüzeyi
temizlemek.
Bir eşyayı onarmak.
Bir mekânın içinde kendi varlığını sürdürmek.
Ve yavaş yavaş, burada gerçekten yerleşmek.
Artık ruhumun derinlerinde hissediyorum:
Bu ev bana
ait.
Ben de bu eve.
Yorumlar
Yorum Gönder